AVŞAR TÜRKLERİNİN TARİHÇESİ

Afşar Hânedânı
Ancak 1735’te Nâdir Şah başarılı bir şekilde Afgan isyancıları İsfahan’dan çıkardı ve Afşar Hânedânı’nı kurdu. 1738’de aralarında Taht-ı Tavus, Işık Dağı elması ve Işık Denizi elmasının da bulunduğu kraliyet hazînelerini güvence altına alacak bir sefer yaptı. Ne var ki hükümdarlığı çok uzun sürmedi, 1747’de bir suikast sonucu öldü. Ölürken yanında bulunan karısı Kenya kökenli El Fâtımâ’ya İran tahtını bıraktı. El Fâtımâ’nın zenci olması nedeniyle İran halkı bu kadın şâhı kabul etmedi ve yarı zenci olan, Nâdir Şâh’ın küçük kızı El Hebübe’ye tahtı bırakmak zorunda kaldı. El Habübe bu sırada 21 yaşlarında güzel bir kızdı. Afgan Şâhı Şeyhsüvârî El Hamd’la evliydi. Dolayısıyla İran tahtı 2 Türk kadından sonra Afgan Hânedânı’na geçerek siyâsî varlığını sürdürmeye devam etmiştir.

1704’te Horasan’ı yağmalayan Özbeklerle mücadelesi sırasında annesi ile birlikte esir düştü. Annesi esirken ölmüş; Nadir ise, 1708’de kaçarak Horasan’a döndü. Afşar Türklerinden Abiverd hakimi Köse Ahmetlü Baba Ali Beğ’in hizmetine girerek daha sonra onun kızıyla evlendi. (Abiverd, günümüz Türkmenistan topraklarında yer alan Kaakhka yerleşiminin kuzey batısında harabe halindedir.) Uzun yıllar Köse Ahmetlü Ali Beğ’in hizmetinde kalan Nadir, Ali Beğ’in 1723’te ölümüyle onun yerine geçti. Gılzayların İran’ı istila ederek İsfahan’ı ele geçirmesi sırasında, Safevilerin içinde bulunduğu karışıklıktan faydalanan Sistanlı Melik Mahmud, Meşhed’i ve çevresini ele geçirdikten sonra bu sıralarda Abiverd hududunda bulunan Nadir’e de birleşme teklif etti. Bu teklifi kabul eden Nadir, Meşhed’e giderek Melik Mahmud’un emrine girdi. Ancak sonradan Melik Mahmud’u bir cirit oyunu esnasında onu öldürmek istediyse de başarılı olamayarak Abiverd’e kaçtı. Daha sonra Melik Mahmud’u bertaraf eden Nadir, emrindeki kuvvetlerle daha sonra Kelat, Razavi Horasan Eyaleti kalesi beyini aldatarak burayı ve Abiverd hududundaki Deregez ve çevresini ele geçirdi. Kelat kalesini tahkim ettiren Nadir’in, burasını üs olarak kullanarak, Sistanlı Melik Mahmud, Özbekler, Türkmenler ve Tatarlar ile mücadeleye başladı. Nadir, önce Horasan bölgesinde yaşayan Afşar grupları, Çemişkezek Kürtleri ve diğer aşiret kuvvetlerini emri altında topladıktan sonra Melik Mahmud’la mücadeleye başladı.

Melik Mahmud, Zeydan kalesi üzerine yürüyüp bu kaleyi kuşattığını duyan Nadir, Melik Mahmud’un ilerleyişini durdurmak ve kuşatma altındaki Zeydan kalesine yardım etmek maksadıyla bölgeye hareketi sırasında, yolda Meşhed’den top getiren Melik Mahmud’un kuvvetlerini yenilgiye uğrattı. Kale düşmek üzereyken Nadir yetişerek Melik Mahmud’un kuvvetlerini bozguna uğrattı. Nadir, bundan sonra Meşhed taraflarına kaçan Melik Mahmud’u Meşhed önlerine kadar takip ettiyse de Meşhed üzerine ilerlemiyerek, daha önce Afşarların elinde iken Melik Mahmud’un eline geçen Abiverd üzerine yürüdü. Mevsimin kış olmasına ve şiddetli kar yağışına rağmen Abiverd üzerine yürüyüp, şehri ele geçirdi. Daha sonra Keyan Kalesini kuşatan Nadir, kalenin etrafında lağımlar kazdırıp, üç aylık bir kuşatmadan sonra bu kaleyi ele geçirdi ve şehrin ileri gelenlerini öldürttü. Bağımsızlığını ilan eden Zağçend kalesinin hakimi Kara Han üzerine yürüyerek burayı ele geçirdi. Daha sonra Nesa(Nisa,Türkmenistan)’ya doğru kaçan Türkmenleri takip eden Nadir, Nesa’ya girdi.

Nadir’in Nesa’da bulunduğu sırada, Melik Mahmud, Türkmen Muhammed Han’ı Horasan serdarlığına tayin edip, Melik İshak’ı da Nişabur üzerine gönderdiği haberini duyan Nadir, kuvvetlerini toplayıp Melik İshak’tan önce Nişabur’a girdi ve Nişabur’a doğru ilerleyen Melik İshak üzerine yürüyerek onu yenilgiye uğrattı. Melik Mahmud, Nişabur’da bulunan Nadir’in kuvvetlerini bozarak Nişabur’u ele geçirdi. Bunun üzerine Nadir de kuvvetleriyle Meşhed üzerine yürüdü. Meşhed yakınlarında Şuturpa mevkiinde Melik Mahmut’la yaptığı savaşı kaybetti ve Kelat kalesine kaçtı. Şuturpa savaşında ağır bir yenilgi alan Nadir, daha önce Afşarların elinde iken Tatar Aşur Beğ’in eline geçen Kuzgan Kalesi üzerine yürüdü. Kuzgan’ı kuşatan Nadir, burasını da ele geçirdi. Merv’e doğru ilerleyerek kendisine karşı ittifak kuran Tatarları, Özbekler ve Çemişkezek Kürtlerini nüfuzu altına aldı. Merv önlerine kadar ilerleyen Nadir, girişmiş olduğu bu mücadeleler sonunda başta Abiverd olmak üzere Nesa, Kübkan, Zagçen, Kuzgan, Yengi Kale (Yeni Kale)’yi ele geçirerek Horasan’ın tanınmış beğlerinden biri oldu. Başkent İsfahan olmak üzere birçok toprağını Gılzaylara bırakarak zor durumda bulunan II. Tahmasb’ ın daveti üzerine onun hizmetine girdi. Eylül 1726’ da Habuşan’da II. Tahmasb’ın hizmetine girerek “Tahmasb Kulu Han” unvanını alan Nadir, kısa bir süre içerisinde kendi kuvvetleri yanında II. Tahmasb’a bağlı kuvvetleri de alarak ülke içinde düzeni sağlamaya çalıştı. II. Tahmasb’ da, bütün askeri işlerin denetimini Nadir’e vererek O’nu “korçibaşı” tayin etti. 11 Kasım 1726’da Meşhed’i ele geçirdi.

Meşhed’in alınmasından sonra, Şah’ın yüksek makamlardaki devlet adamları Nadir aleyhinde yaptıkları tahrikler sonucu II. Tahmasb ile Nadir’in arası açıldı. II. Tahmasb Habuşan’a giderek Çemişgezek beyinin Nadir’e söz kesilen kızını II. Tahmasb’ın istemesi üzerine aradaki ihtilaf iyice arttı. Bu gelişmeler üzerine Nadir, Habuşan ve civarında isyan eden Kürtler üzerine yürüyerek onları itaate mecbur etti. Nadir daha sonra Nişabur bölgesine çekilmiş olan II. Tahmasb üzerine yürüdü. Hazırlıksız yakalanan II.Tahmasb, Mollabaşı Mir Muhammed Hüseyin’i Nadir’e gönderip barış istedi. Barışa razı olan II. Tahmasb ile beraber Meşhed’e döndü.

Meşhed’de II. Tahmasb ile Nadir, Abdalilere karşı ortak harekete geçilmesini kararlaştırmışlarsa da, etrafındakilerin etkisiyle II. Tahmasb seferden vazgeçerek Nadir’in tek başına Abdaliler üzerine gitmesini istedi. Bunun üzerine Herat üzerine yürüyen Nadir, yolda Sebzvar’da bulunan II. Tahmasb’ ın aleyhine döndüğünü öğrenince Herat seferini iptal edip, O’nun üzerine yürüdü. Meydana gelen bulan savaşta II. Tahmasb’ın kuvvetlerini yenigiye uğrattı. O’nu tutuklayarak Meşhed’e götürdü. II. Tahmasb’ı bundan böyle kendisine bağlılıktan ayrılmayacağına dair güvence vermeye mecbur etti. Nadir bundan sonra II. Tahmasb’ı yanına alarak Mazenderan bölgesinde isyan eden Türkmenlerin üzerine yürüyerek onları itaat altına aldı.

Meşhed’de II. Tahmasb ile Nadir arasında Abdaliler üzerine birlikte harekete geçilmesi konusunda anlaşmaya varılmasından sonra II. Tahmasb’ın kuvvetleri ile Nadir’in kuvvetleri birlikte Abdaliler üzerine yürüdü. Herat’ın kuzeybatısındaki Kafir kale mevkiinde yapılan savaşta Abdali kuvvetleri bozguna uğratıldı. Nadir, Abdali liderlerinin barış talebini kabul etti. Abdali ileri gelenleri Nadir’in emrine girmeyi kabul ettikleri gibi Gılzaylara karşı yardım edeceklerini bildirdiler. Nadir, Abdali meselesini çözdükten sonra II. Tahmasb ile birlikte Haziran 1729’da Meşhed’e dönerek, Gılzayların hükümdarı Eşref Şah’a karşı askeri hazırlıklara başladı.

29 Eylül 1729’da Damğan yakınlarındaki Mihmandost’ta meydana gelen çarpışmada Nadir’in şiddetli topçu ateşi Gılzay ordusunu bozguna uğrattı. Eşref Şah ağır kayıplar vererek Tahran’a doğru çekildi. Daha sonra Tahran yakınlarındaki Veramin’e gelen Eşref Şah yine bozguna uğradığından bütün ağırlıklarını savaş meydanında bırakarak İsfahan’a kaçtı. Eşref Şah’ı üst üste iki defa yenen Nadir, bu zaferden sonra II. Tahmasb’ı Gılzayların boşalttıkları Tahran’da bırakarak İsfahan üzerine yürüdü.

Eşref Şah, Osmanlı Devleti ile imzaladığı Hemedan Antlaşması hükmü gereğince Osmanlı Devleti’nin Hemedan muhafızı Abdurrahman Paşa’dan aldığı destek kuvvetlerle Nadir’ in kuvvetleriyle İsfahan’ın kuzeybatısındaki Mürçehort mevkisinde 12 Kasım 1729’da gerçekleşen savaşta üçüncü defa yenildi.

16 Kasım 1729’da İsfahan’a giren Nadir, II. Tahmasb’ ı yedi yıl aradan sonra törenle İsfahan’da tahta geçirdi. Nadir, daha sonra İsfahan üzerine tekrar yürüyen Eşref Han’ ın kuvvetlerini Şiraz yakınlarındaki Zergan mevkiinde bozguna uğrattı.

Şiraz’ dan ayrılan Eşref Han’ ın, Kandahar hakimi Sultan Hüseyin’e bağlı askerlerin baskınına uğrayarak öldürülmesiyle İran’da 7 yıl süren Gılzay hakimiyeti sona erdi ve Safevi saltanatı da yeniden kuruldu. İran’a doğudan gelen Abdali ve Gılzay tehlikesini ortadan kaldırarak ülkedeki karışıklığı büyük ölçüde ortadan kaldıran Nadir ülkenin batısına yöneldi. Osmanlı ile yapılan görüşmelerden sonuç çıkmaması üzerine Nihavend üzerine yürüdü ve Temmuz 1730’ da şehri ele geçirdi. Van valisi Timurtaş Paşa kumandasında Nadir’in üzerine gönderilen kuvvetler, Malayir mevkiinde yapılan savaşı kaybederek Hamedan (şehir)’a doğru geri çekilmek zorunda kaldı. Hamedan muhafızı Abdurrahman Paşa şehri savunamayacağını anlayarak Bağdat’ a çekilmesiyle Nadir, hiçbir direniş görmeden Hamedan’a girdi. Nihavend (şehir) ve Hamedan (şehir)’ın düştüğü duyulunca Osmanlı kuvvetlerinin Kirmanşah (şehir)’ ı terk etmesiyle Nadir, bu şehre de direnişle karşılaşmadan girdi. Meraga yakınlarında üzerine gelen Osmanlı hudut paşalarının kuvvetlerini yenip, Savuçbulaç, Meraga, Mukri ve Dihharkan’ı ele geçirdi.

İstanbul’da Safevi elçisi Rıza Kulu Han ile yapılan barış görüşmeleri sonrasılan varılan anlaşmaya göre, Gence, Tiflis ve Revan Osmanlılarda kalmış, Hemedan, Kirmanşah ve Tebriz Safevilere bırakılmıştı. İran elçisi Rıza Kulu Han, bu anlaşmanın sonucunu II. Tahmasb’a bildirirken Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa da Tebriz muhafızı Çavuşbaşı Vezir Kara Mustafa Paşa’ya anlaşmaya binaen Tebriz’i tahliyesini ve Nadir’e teslim etmesini gizlice emretti. Barış şartlarını öğrenmekle beraber ileri harekâtına devam eden Nadir, Meraga’dan hareketle Tebriz üzerine yürüdü. Bu sırada hükümetten aldığı emir gereğince Tebriz’i boşaltarak Van tarafına çekilmekte olan Tebriz muhafızı Kara Mustafa Paşa kumandası Osmanlı kuvvetlerini Tebriz ile Sufiyan arasındaki Süheylan/Sahlan mevkiinde yenilgiye uğrattı. Bu arada Nadir, Mustafa Paşa’ya yardıma gelen Heştarud valisi Rüstem Paşa kuvvetlerini 12 Ağustos 1730’da yenilgiye uğratarak, O’nu da esir aldı. Tebriz’i Osmanlı kuvvetlerinin boşaltması sebebiyle şehri kolaylıkla ele geçirdi.

Tebriz’i ele geçirdikten sonra Nahçıvan (şehir), Revan taraflarına yürümeye hazırlanan Nadir, Abdali liderlerinden Zülfikar Han’ın isyanı üzerine bundan vazgeçerek Meşhed’ i kuşatan Abdaliler üzerine yürüdü. 4 Mayıs 1731’de kuşattığı Herat’ı 27 Şubat 1732’de ele geçirdi. Bu sırada II. Tahmasb’ ın Kurican’ da Osmanlı kuvvetleri karşısında ağır bir yenilgiye uğradığı haberini aldı. Bu sırada Irak-ı Acem’de Osmanlı ordusunun Kirmanşah ve Hamedan’ı ele geçirmesi sırasında Azerbaycan cephesinde Tebriz üzerine yürüyen Hekimoğlu Ali Paşa, önce Afşar Bisutun Han’ın oğlu tarafından tahkim edilmiş olan Urmiye’yi 65 gün süren bir kuşatmadan sonra ele geçirerek, sonrasında Safevi kuvvetlerinin boşalttığı Tebriz’e de 4 Aralık 1731’de direnişsiz girmişti. Zor durumda kalan II. Tahmasb’ın elçileriyle Şubat 1732’de yapılan görüşmeler neticesinde iki taraf arasında antlaşma şartları kararlaştırıldı. “Ahmet Paşa Musalahası” adı verilen bu antlaşmaya göre; Azerbaycan tarafında Aras nehri, Irak tarafında ise Derne ve Derteng sınır olmak üzere, kuzeyde Revan, Gence, Tiflis, Şirvan, Şemahi ve Kartli (Gürcistan, Şirvan ve Karabağ), Osmanlılara kalırken, Tebriz, Kirmanşah, Hemedan, Luristan, Erdelan ile Huveyze Safevilere verildi. Ancak Herat’ta bulunan Nadir bu antlaşmayı kabul etmediğini bildirdi.

Şubat 1732’ de Ruslarla yapılan “Reşt Antlaşması” ile Rus cephesini güvenceye alan Nadir, Şah II. Tahmasb’ın Kum ya da Tahran’a gelerek görüşme teklifini kabul etmediğini öğrenince İsfahan üzerine yürümeye karar verdi. Ağustos 1732’de Nadir’in İsfahan’a gelmesinden sonra da Şah, Osmanlı Devleti ile yapılan barışı bozmayacağını O’na bildirdi. Bunun üzerine Nadir, II. Tahmasb’ ı Meşhed’e sürgüne gönderdi. Taraftarlarının İran şahlığı teklifini uygun görmeyerek II. Tahmasb’ ın 3-5 aylık oğlu III. Abbas’ ı şah ilan ettirerek, kendisi “Şah Vekili” sıfatıyla Şubat 1732’ de yönetimi fiilen ele geçirdi.

İran’da inisiyatifi tamamen ele geçiren Nadir, Osmanlı Devleti’ne karşı harekete geçmeden önce İsfahan’daki taht değişikliğinden yararlanan Bahtiyariler üzerine yürüyerek onları itaate mecbur etti. Diğer yandan bir süreden beri Malayir bölgesinde eşkıyalık eden Zendlerin üzerine yürüyerek onları da etkisiz hale getirdi. Nadir, bundan sonra Osmanlı Devleti’ne karşı harekete geçerek Kirmanşah’ ı kuşattı. Burayı şehir halkının Osmanlı muhafızlarına ihanet edip kapıları açmaları sonucu Kasım 1732’de şehri direnişsiz aldı. Derne Beg’i Ahmet Paşa kumandasındaki Osmanlı öncü birlikleriyle yapılan muharebeyi kazandı. Bağdat’ı kuşatan Nadir Şah, Bağdat’ın yardımına gelen serdar tayin edilen Erzurum valisi, eski vezir-i azam Topal Osman Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusu ile 19 Temmuz 1733 tarihinde gerçekleşen Ducum Muharebesi’ nde ağır bir yenilgiye uğrayarak kaçmak zorunda kaldı.

Ducum yenilgisini telafi etmek ve Topal Osman Paşa ile tekrar karşılaşmak üzere Hamedan’dan Osmanlı sınırına yürüdü. Kasım 1733’te Osman Paşa ile Kerkük civarında yapılan “Kerkük Muharebesi”nde Osmanlı kuvvetleri yenilgiye uğratıldığı gibi Topal Osman Paşa da hayatını kaybetti. Bu galibiyetinden sonra Şehrizor, Kerkük ve Derne’yi ele geçirdi. Buradan yeniden Bağdat önlerine gelen Nadir, Bağdat valisi Ahmed Paşa ile barış imzaladı.

Bağdat önlerinden ayrıldıktan sonra isyan eden Bahtiyarilerin lideri Muhammed Belüc üzerine yürüdü. Şiraz önlerinde yapılan muharebede ağır kayıplar veren Muhammed Han kaçmaya mecbur oldu. Şiraz’ı Muhammed Han Belüc’ün elinden geri alan Nadir 1734 baharında İsfahan’a geri döndü. 1734 Ağustos’unda Erbil’e girdi. Daha sonra Kafkasya yönüne hareket ederek Osmanlı hakimiyetini kabul eden Şirvan hakimi Surhay Hanla yapılan savaşı kazanarak, Şirvan (Azerbaycan)’ın merkezi Şamahı’ya kolayca ele geçirerek burasını tahrip etti. Gence valisinin destek kuvvetlerini alan Surhay Han’ı Şamahı ile Kebele arasındaki Devebatan mevkiinde bir kez daha yenilgiye uğrattı. Kendisinden kaçan Surhay Han’la Gazikumuk (Kumukh)’ta yapılan savaşı kazanarak buraya giren Nadir, şehri tahrip etti. Kış mevsiminin yaklaşması ve arazi şartlarının elverişsizliğinden dolayı daha fazla ilerleyemedi ve geri dönmek zorunda kaldı. Bu sırada Mahaçkale hakimi Has Fulad Han, Nadir’in himayesine girdi. Nadir, Ahti (Akhyti)’ye gelerek buradaki Lezgilerin isyanını bastırdı. Şirvan’ı ve bu bölgenin merkezi Şamahı’yi ele geçirerek Dağıstan içlerine kadar ilerleyen Nadir, Ekim 1734’ de Gence’ yi kuşattı ancak ele geçiremedi. 1735’te yapılan antlaşma ile Ruslar, Bakü ve Derbend’i boşalttılar ve Sulak nehri iki devlet arasında sınır kabul edildi. Nadir, böylece 1722 yılından beri Rus istilasına maruz kalan Azerbaycan topraklarını yeniden İran’a bağladığı gibi Rus cephesini de kesin olarak güvenceye almış oldu. 24 Mayıs 1735 ayında Kars’ı kuşattıysa da ele geçiremedi. 18 Haziran 1735 yılında üzerine yürüyen Serasker Abdullah Paşa komutasındaki Osmanlı güçlerini Revan yakınlarında ki Bagaverd’de Arpaçay Muharebesi olarak ta adlandırılan savaşta ağır yenilgiye uğrattı. Bu galibiyetten sonra Gence ve Tiflis’i savaşmadan ele geçirdi. Daha sonra Kars’ı ikinci defa kuşattıysa da ele geçiremedi. Gürcistan ve Dağıstan işlerini düzene koymak maksadıyla Eylül 1735’te Tiflis’e geldi. Gürcistan prens ve asilzadeleri O’na bağlılıklarını bildirdi. Nadir, Ekim 1735’te Tiflis’ten ayrılıp Caru Tala Lezgilerini cezalandırdıktan sonra Kumuk (Kumukh)’a geldi. Burada Surhay Han’ın ordusunu bozdu. Nadir’in Gürcistan ve Dağıstan’daki faaliyetleri bir yıl sürdü.